![]()
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
GÜNEŞ TEKNESİ TAKIMI
Proje
Nusrat Projesinin Başlangıcı:
Takımın Kurucusu M. Cansın Özden'in ağzından takımın hikayesi:
İstanbul Teknik Üniversitesi'nin ışıklı çiçekleri ABD'nin Arkansas eyaletinde düzenlenen Solar Splash 2008 - Dünya Güneş Tekneleri Şampiyonası'nda ikinciliği elde etti. “Muavenet” isimli tekneleriyle yarışan Türk takımı 10 farklı kategoride ödül aldı. Ben bu söyleşiyi pırıl pırıl bir üniversite öğrencisi ayrıca Nusrat ve Muavenet teknesinin takım kaptanı Münir Cansın Özden'le yaptım. O güler yüzüyle, gözlerindeki cevherin çakımlarıyla sorularımı içtenlikle yanıtladı.
Güneş enerjisiyle çalışan bir tekne üretme fikri ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
"Deniz benim için hep çok önemli olmuştur. Anneannem, dört beş yaşlarımdayken çizdiğim balık ve gemi resimlerini hala saklar. Çocukluğumun en heyecanlı zamanları, dedemin dürbünü ile İzmit Körfezi'ne giren gemileri izlemek ve onların resimlerini yapmaya çalışmaktı. Ortaokul yıllarımda arkadaşlarımla evdeki sandalyeleri kırıp onların ahşap parçalarıyla küçük tekneler yapmış ve bunlara oyuncak arabalarımızdan söktüğümüz motorlar takıp havuzda yüzdürmüştük. Birkaç sene sonra, üniversite sınavı açıklandıktan sonra gireceğim bölüm kesinlikle Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi'ne bağlı Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisliği olacaktı.
Üniversite birinci sınıfta Gemi Mühendisliğine Giriş dersinde, ülkemizdeki gemi inşa sektöründeki kuşkusuz en önemli isimlerden Prof. Dr. Yücel Odabaşı şöyle demişti; “Gemi, İngilizce'de “she”dir. Bir kadın olarak bahsedilir ondan.. Ve bir baba kızını yetiştirirken ne kadar zorlanırsa mühendisi de gemisini tasarlar ve inşa ederken o denli zorlanır.. Gemi inşa edildikten sonra gelinlik bir kız gibi süslenir ve kızağa konulur. Gemi sahibi inancına göre ya şampanya patlatır ya da kurban keser. Sonrasında halatlar kesilir ve gemi suya iner. Hem ağlayıp hem giderim diyen bir gelin gibi de suya inince başını bir defa suya daldırıp babasına, mühendisine bir selam verir.. Çocuklar ben 40 yıldır kaç geminin suya inişini, mühendisi olarak izledim bilemiyorum.. Ama hâlâ çok büyük bir keyif alırım bu törenden. Dilerim siz de bu duyguyu yaşarsınız…” O derste söylenenlerin, bana neler hissettirdiğini arkadaşlarımla paylaştım ve o anda düşünebildiğimiz tek şey bir an önce kendi tasarımımız olan bir gemi yapmak ve onun suya inişine tanık olabilmekti.
2004 yılı Mayıs ayında, hem öğrenmekte olduğumuz teorik bilgileri pratiğe geçirebileceğimiz, hem de başka öğrencileri peşimizden sürükleyebileceğimiz bir fikir geldi aklımıza. İTÜ Ayazağa Kampüsü içerisindeki gölette güneş enerjisiyle çalışan uzaktan kumandalı küçük teknelerle bir yarışma düzenlemeye karar verdik. Öncesinde biz birkaç araç yapacak ve bu işi öğrenecek, sonrasında bunları da sergileyerek yarışma çağrısında bulunacaktık. Bu küçük tekneleri nasıl yapabileceğimizle ilgili araştırma yaparken, Amerika Birleşik Devletleri'nde üniversitede okuyan akranlarımızın bizden daha büyük düşündüklerini ve uzaktan kumandalı araçlar değil kendilerinin binip sürdükleri tekneler tasarlayıp Solar Splash isimli bir yarışmada başka teknelere karşı yarıştıklarını gördük. Uzaktan kumandalı tekneler yapmak öğrenci harçlıklarımızdan arttırarak altından kalkabileceğimiz bir fikirken biz de büyük düşünmeye ve ülkemizi bu yarışmada temsil etmeye karar verdik.
Bir Güneş Teknesi Nasıl Çalışır ?
The World Championship of Intercollegiate Solar Boating (Dünya Güneş Enerjisiyle Çalışan Tekneler Şampiyonası)'na katılmaya karar verdikten sonra yaptığımız ilk iş, yarışma organizatörlerinden yarışmanın kurallarını öğrenmemiz ve yapılmış olan diğer teknelere ait raporlara ulaşmamız oldu. Kısa bir süre içinde sadece bu yarışmanın katılımcıları değil dünyada yapılmış olan, ulaşabildiğimiz tüm güneş enerjisiyle çalışan teknelerle ilgili bir veritabanı oluşturduk. Bu araştırma girdiğimiz işin zorluğunu anlamamız ve bu işi planlayabilmemizde bize çok yararlı oldu. Güneş enerjisiyle çalışan tekneler üzerilerindeki güneş panellerinin ürettiği elektrikle sahip oldukları elektrik motorlarını besleyen ve bu sayede hiç bir yakıt kullanmadan ve hiç bir atık üretmeden hareket eden araçlardır. Tabi iş sadece güneş panellerini motora bağlamak değil. Bunu biraz açıklamak isterim. Güneş panelleri ışığın gücü ve açısına göre çok değişken voltaj ve akımlar üretirler, bu elektriği regule etmeden akülerinize veya motorunuza doğrudan veremezsiniz. Bu yüzden bazı devrelere sahip olmanız gerekir. Bu devrelerin de dünyada birkaç üreticisi
vardır ve genelde bu tarz araçlar yapmak isteyenler bu devreleri kullanıma hazır şekilde satın alırlar. Bu regulasyon dışında güneş panellerinden en yüksek gücü çekmek için MPPT – Maximum Power Point Tracker (En Yüksek Gücü Takip Devresi) devresine ihtiyacınız vardır. Bunun sonrasında elde ettiğiniz elektrikle akülerinizi şarj etmek için bir akü sarj devresine ve akülerdeki elektrikle motorunuzu istediğiniz hızlarda sürebilmek için de bir motor sürücü devresine ihtiyaç duyarsınız. Bunun dışında bu elektrik motorunun çalışma rejimlerine uyum sağlayan bir dümen sistemine ve yapmak istediğiniz hıza uygun bir de pervaneye ihtiyacınız vardır.
Sizler önce Nusrat ile dünya üçüncülüğü ve ardından da Muavenet ile dünya ikinciliğini kazandınız. Bu projeler nasıl hayata geçirildi?
Bu projelere başladığımızda her birimiz yeni üniversite öğrencisi olmuş gençlerdik. Öğrenim görmeye henüz başladığımız alanlarımızda çok da bilgi sahibi değildik ama düşününce şöyle diyorum; dünyadaki en güzel şey bir konuyu biliyor olmak. Eğer bir konuyu bilmiyorsak bu durumda atılacak en doğru adım, bilgi eksikliğimizi giderecek doğru insanları bulmak, onlardan yardım almak ve ilerlemek istediğimiz yolda rotamızı değiştirmemek olmalıydı.
Bizim en büyük başarımız ülkemizde ve dünyada bilgiyi elinde bulunduran insanları çabamızın ciddi olduğuna ikna etmemiz ve bilgilerini bizlerle paylaşmalarını sağlamamızdı. Bu hususta özellikle Yonca-Onuk Tersanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Ekber ONUK, tersanenin eski Mühendislik Müdürü Barış Gümüşlüoğlu ve tersanenin Endüstriyel Tasarım Şefi Dr. Eralp Noyan'a çok şey borçluyuz. Bizlere verdikleri zorlu ödevler sayesinde hayal ettiğimiz bu tekneyi tasarlayıp inşa edecek mühendisler haline geldik diyebilirim.
Çalışmalara ilk başladığımız günden bu yana yaptığımız hiç bir çalışmada “biz öğrenciyiz, profesyonel değiliz teknenin burası da böyle oluversin” demedik. İçimize sinmeyen her parçayı oturup yeniden tasarladık ve imal ettik. Mükemmelliyetçi olmadan başarılı olmak mümkün değil bize göre... 3 yıl süren çok zorlu bir çalışma döneminden sonra teknemizin tasarımını bitirdik, direnç analizlerini, motor ve akü testlerini tamamladık dümen sistemleri ve elektrik devrelerini tasarlayıp imal ettik ve teknemizi suya indirdik. En az bunun kadar zahmetli ve masraflı olan başka bir konu da teknemizin ABD'ye nakliyesi, takımın ABD seyahati, oradaki konaklaması ve ihtiyaçlarıydı. Amerika'daki şebeke elektriğinin frekans ve voltajının Türkiye'dekine uymuyor olması, bizim metrik onların ise Amerikan ölçü sistemini kullanıyor olmaları da göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir sorundu. Teknenin bırakın ana sistemleri her civatasını her somununu bile hesaplayıp yedeklerini yanına almamız gerekiyordu. Sonunda Nusrat'ı Amerikan sularında kullandık. 5 gün süren yarışma sonrasında yarışmayı izleyenler, Türk gencinin mühendislik kabiliyetlerini gözleriyle görmüş hatta pervanemizden sıçrayan suyla ıslanmışlardı... Tecrübe eksikliğimiz nedeniyle 1000 puan üzerinden 791 puan alarak dünya üçüncüsü olduk. Bunun yanında:
“Manevra Etabı Üçüncülüğü”,
“En İyi Görsel Sunum”,
“En İyi Elektrik Sistemi Tasarımı”,
“En İyi Güneş Enerjisi Sistemi Tasarımı”
ve “En Yüksek Puanlı Çaylak Takım” ödüllerini aldık.
Amerika'dan döner dönmez yarışma esnasında kazandığımız tecrübeler doğrultusunda yeni bir teknenin tasarımına başladık. Nusrat'ın en önemli sorunu, içindeki her sistemin bizlerin ilk mekanik tasarımlarımızı oluşturuyor olmasıydı. Bu prototip sistemler toplamda çok ciddi bir ağırlığa ulaşıyorlardı. Teknemizi daha süratli yapabilecek en önemli değişikliklerden biri toplam ağırlığı (deplasman) azaltmamızdı ve biz yeni bir teknenin imalatı, 3 yeni dümen sistemi, yeni bir kokpit tasarımı, yeni direksiyon sistemi tasarımları yaparak toplam ağrılığı yaklaşık % 40 azalttık. Tabii sistemler de artık bizim çıraklık dönemi eserlerimiz yerine kalfalık dönemi eserlerimiz haline gelmişlerdi ve çok daha verimli ve estetik olmuşlardı. Nusrat'ın 21 knot olan azami süratini yeni teknemizde 26 knota çıkardık ve Nusrat'ın 5 knot olan ekonomik süratini ise 8 knota çıkardık. Yeni tasarımımız olan bu teknede sadece verimi ve sürati yükseltmekle kalmamış aynı zamanda estetiği de uç bir noktaya taşımıştık. Bu teknemizin ekonomik süratini arttıran çok önemli bir başka gelişme ise Türkiye'de bir ilke beraber imza attığımız Calibre CNC Pervaneleri firmasıyla tanışmamız oldu. Firmanın ortaklarından Tezcan Doğangönül ve Bora Belgü ile İTÜ öğretmenlerinden Doç. Dr. Ali Can Takinacı'nın danışmanlığında ülkemizde bir ilki gerçekleştirdik ve CNC freze kullanarak pervane imalatı gerçekleştirdik. Nusrat'ta kullandığımız döküm pervanelere kıyasla çok yüksek bir verim elde ettik. Teknemizin rekabet edebilirliğinin yükseltilmesinde bu çok önemliydi. Yine, Arma Diş Deposu firmasının desteğiyle firma Genel Müdürü Mekki Kutlu'nun yakın ilgisiyle kendi
tasarımımız çok yüksek verimli bir şanzımanın CNC freze ile imalatını gerçekleştirdik. Teknemizdeki her parçanın tekneye özel olarak ve mühendisliğin sınırlarında tasarımlanması sayesinde hayal ettiğimiz gibi bir tekneye ulaşabildik. Bir başka çok önemli konu ise bu yeni teknemize verilecek isimdi. Yonca-Onuk A.O. Tersanesi Müdürü Emekli Albay Sayın Orhan Gencer ile bir sohbetimiz sırasında bahsettiği Muavenet Muhribimizin vurulması ile ilgili hadiseden çok etkilenmiştim daha sonra bunu takım arkadaşlarımla da paylaştım ve Amerika tarafından vurulmuş bir gemimizin ismiyle Amerika'da bir yarışmaya katılmak bize çok anlamlı geldi. Bunun yanında artık geri dönüşü olmayan bir seçim yapmış olduk. Teknemize bu ismi verdikten sonra artık başarılı olmaya mecburduk... Şanssızlıklarımız da olmadı değil. Örneğin Mart ve Nisan aylarında bitmek bilmeyen yağmurlar bizim göl kenarındaki çalışma alanımızı hiç de konforlu olmayan bir hale soktu. Tasarımladığımız parçaların imalatını ve ardından montajını ve son olarak da testlerini yapabilmek için aylar boyunca çamurun içinde çalışmamız gerekti. Ama inanın bunları söylerken gözlerim doluyor... Ne vakit yüzümden akan terleri silmek için şöyle bir doğrulsam takım arkadaşlarımın tek bir amaç uğruna nasıl da birleştiklerini onların yüzlerindeki kararlı ifade ve derin konsantrasyonlarından anlayabiliyordum. Bu inanç, bu azim ve bu inat sayesinde Muavenet adına yakışır bir tekneyi ortaya çıkarabildik.
Bu proje size ve ekip üyelerine nasıl bir deneyim kazandırdı?
Bu sene takımımıza çok sayıda yeni arkadaş aldık. Geçtiğimiz yıl Nusrat ile yarışan altı kişilik ekipten dört kişi devam ederken gemi inşaatı mühendisliği, elektrik ve kontrol mühendisliği, makina mühendisliği ve endüstri ürünleri tasarımı bölümlerinde okuyan yeni üyeleri bazı mülakat ve elemelerin ardından takıma kattık. İTÜ Güneş Teknesi Takımı'nın en eski üyeleri olan Ersin Demir, Enishan Özcan, Berkin Kılıç ve beni en çok mutlu eden şey de yaptığımız her aşının tutmuş olması. Takımımızı ve teknelerimizi hatta daha da önemlisi bizim bu projeye başladığımızdan bu yana öğrendiklerimizi bizden sonra projeyi üstlenebilecek yeni arkadaşlara devrediyoruz. Takımımızın Gemi Mühendisleri Metin Aksu, Efe Koçtürk ve İbrahim Albayrak; Makina Mühendisliği ekibinden İrfan Kaya; Elektrik takımından Tuğrul Yıldırım ve Emrah Adamey; Endüstriyel Tasarımcımız Hüseyin Turhan çok kısa sürede takıma uyum sağladılar ve Muavenet'in inşaasıyla ilgili üstlerine düşenin de fazlasında bir emek harcadılar. Yarışmanın bizim için önemli bir dezavantajı da yarışa dünyanın diğer tarafından katılıyor olmamız. Amerika ve yakın ülkelerden katılan takımlar yarışa birkaç gün kalana kadar tekneleri üzerine çalışmaya devam edebiliyorlar ve yarıştan hemen sonra da teknelerini geliştirmeye devam edebiliyorlar. Bizimse yarıştan yaklaşık 1,5 ay önce teknemizin her şeyini tamamlamış ve testlerini bitirmiş olarak konteynıra yükleyip Amerika'ya yolcu etmemiz gerekiyor ve ardından da ancak 1,5 ay sonra teknemize ve ekipmanlarımıza kavuşup yeniden çalışmaya başlayabiliyoruz. Bu yüzden bu sene bir yandan Muavenet'i imal ederken diğer yandan 2009 yılında yarış için tasarlayacağımız yeni teknenin tasarımı ile ilgili çalışmalar yaptık. Şimdilik gizli tuttuğumuz bu tasarımımız dünyada henüz gelişmekte olan bir hidrodinamik forma dair olacağı için birçok direnç deneyinden sonra istediğimiz performansı elde edeceğimizi sanıyoruz. Sistemli bir şekilde yapacağımız bu testlerin ardından yayınlayacağımız makalelerin de bu tarz teknelerle ilgili olan ciddi bilimsel boşluğu dolduracağını umuyoruz. Bunun yanında, bir güneş enerjisiyle çalışan tekne yapmak sadece bir gemi inşaatı mühendisi veya sadece bir elektrik mühendisinin altından başarıyla kalkabileceği bir konu değil. Bu yüzden çalışmamızı disiplinlerarası bir yapıda yürütmemiz gerekti. Bu da başka mühendislik dallarıyla yakın temas kurmamızı ve onların meslekleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağladı. Projenin bize en büyük getirilerinden biri bu oldu diyebilirim. Bir aracı başından sonuna tasarlamış ve uluslararası bir yarışmaya katılmış olmamızın, başta CAD-CAM, tasarım, imalat gibi mühendislik yeteneklerimizin gelişmesine çok büyük faydası oldu. Tabi uluslararası ticaret, proje yönetimi, halkla ilişkiler gibi konularda da çok tecrübe kazandık. Bunları birebir yaşayarak öğrenmiş olmamız okulda kazanamayacağımız bazı özelliklerdi.
Farklı dallarda ödüller kazandınız. Sizi, yarışan diğer ekiplerden farklı kılan neydi? Hangi özelliklerden ve farklılıklardan dolayı
kazandınız bu ödülleri?
Solar Splash 2008 yarışmasında kazandığımız ödülleri iki gruba ayırmak mümkün. İlk grup teknemizin yarıştığı etaplarda en iyi zamanları yapmış olması sayesinde kazandığımız, diğer grup ise teknenin tasarımı, inşaası, maliyeti, takımın iş planlaması vs. gibi dallarda yarışma organizasyonu içindeki her biri konusunda uzman jüri üyelerinin oylamaları sonucunda verilen ödüllerdir. Bu sene İTÜ Güneş Teknesi Takımı olarak Muavenet'le aldığımız ödülleri şöyle sıralayabiliriz:
~ Second Place Overall (Genel Toplamda Dünya İkinciliği);
Yarışmanın her etabında yarışıp her etapta iyi puanlar toplayıp 1000 puan üzerinde 963 puan aldık. Teknemiz hem iyi bir ekonomik sürate hem iyi bir azami sürate sahipti hem de çok iyi manevra yapabiliyordu. Yani tasarımda bir tür optimizasyona ulaşmıştık.
~ First Place Slalom (Manevra Etabı Birinciliği);
Teknelerinoldukça dolambaçlı bir parkuru tamamlamalarının istendiği bu etapta Muavenet hem kendi form ve dümenleme özellikleri hem de sürücüsü Ersin Demir'in pilotaj kabiliyeti sayesinde en iyi zamanlamayı yaptı.
~ Second Place Sprint (Sürat Etabı İkinciliği);
Yarışdaki en heyecanlı etaplardan biri olan sprint etabında teknelerin düz bir parkuru en kısa zamanda bitirmeleri isteniyordu. Muavenet 300m'lik bu parkuru 26.50 saniyede tamamladı.
~ Second Place Endurance (Dayanıklılık Etabı Üçüncülüğü);
Yarışmanın en uzun süren etabı olan Endurance etabında tekneler 2 saatlik bir zaman dilimi içinde bir parkurun çevresinde olabildiğince fazla tur atmaya çalışıyorlar.
~ Second Place Qualifying (Qualify Etabı İkinciliği); 
Bu etapta asıl yarışlar başlamadan önce teknelerin yarışlar için uygun olup olmadığına ve sürücülerin tekneye olan hâkimiyetlerine bakılıyor. Daha sonraki yarıştaki kulvar sıralamaları da bu etapta alınan sonuçlara göre yapılıyor.
~ Second Place Visual Display (En İyi İkinci Görsel Sunum);
Yarışma sırasında her takım kendine ayrılan çadırda ülkesi, okulu ve teknesi ile ilgili tanıtımlar yapıyor. Biz bu sene koca bir ekranda teknemizin inşaası sürecinde çekilmiş fotoğraf ve videolardan oluşan filmimizin yanı sıra Türkiye'nin tarihi ve doğal güzellikleriyle de ilgili filmler gösterdik ve Türkçe şarkılar dinlettik. Çadırımızı ziyaret eden konuklara Türk lokumu ikram ettik ve ülkemiz hakkında bilgiler verdik.
~ Most Improved Team (Kendini En Çok Geliştirmiş Takım Ödülü);
Nusrat'taki sistemlerimizi çok geliştirerek Muavenet'e uyguladık ve yapılan tüm değişiklikleri hem üç boyutlu olarak bilgisayarda hem de hazırladığımız posterler aracılığıyla tanıttık. Bu geliştirme çalışmalarımız jüri üyeleri tarafından övgüyle karşılandı.
~ Hottest Looking Boat (En Güzel Görünümlü Tekne Ödülü);
Bazı kimseler tarafından “En Seksi Tekne Ödülü” olarak da dilimize çevrilen bu ödül ise teknenin dış görünüşüne dair bir ödül. Bu sene bu ödülü bize vermeselerdi darılırdık doğrusu…Çünkü Muavenet'in gerek görüntüsü ve gerekse inşaasında kullanılan malzeme çok özeldi.
~ Most Commercially Viable Hull (Ticari Uygulumaya En Uyumlu Tekne Ödülü);
Belki de ödüller arasında bizi en çok gururlandıran ödül buydu. Bu ödüle layık görülmemiz, insanımızın Türk gencine ve Türk mühendisine güvenmesi gerektiğinin bir ispatıydı bizce.
Projeyi gerçekleştirirken maddi olarak kimlerden destek aldınız? Sponsor bulabildiniz mi? Projeyi gerçekleştirmek ne kadara mal oldu?
Muavenet'in yüksek teknoloji kompozit imalatı ile ilgili yine Ana Sponsorumuz Yonca-Onuk A.O. Tersanesi'nden ciddi bir yardım aldık. Onların sağladığı malzemeleri ve sistemleri kullanarak ve yol göstermeleri ile teknemizi karbon elyaftan imal edebildik. Karbon elyaf çok yüksek dayanıma sahip ve çok hafif bir malzeme. Tersanede üretilen Sahil Güvenlik teknelerinin aramid elyaf ile beraber ana malzemesini oluşturan bu elyaf türünün dünyada asıl kullanım alanı uzay araçları. Bu malzemenin Türkiye'de işlenebiliyor olması bile büyük bir gelişme iken bizim teknemizi bu malzemeden imal edebilmiş olmamız çok büyük bir şans. Bu sayede Muavenet çok çok hafif bir kabuk ağırlığına sahip olarak imal edilebildi. Muavenet'in imalatını ve testlerini okulda tamamladığımızda takımımızın ABD'ye ulaşımı, ABD'deki masraflar için bir bütçemiz bulunmuyordu. İşte bu anda sadece bir öğrenci sıfatıyla yazdığım bir mektup Savunma Sanayii Müsteşarımız Sayın Murad Bayar tarafından okundu ve müsteşarlığımız aracılığıyla bütçemizin bu kalemleri için finansman bulmamız mümkün oldu. Muavenet ile Savunma Sanayii Müsteşarlığımız'ın desteğiyle yarışacak olmamız da bizim için ayrı bir gurur oldu. RMK Marine ve Dearsan Tersaneleri'nin bizi finansman olarak desteklemeleri, Marintek Deniz ve Yat firmasının teknemizin denizcilik ekipmanları, aküleri ve çok önemli elektronik devrelerimizle ilgili yaptıkları yardımları oldu. Teknemizin ve ekipmanlarımızın ABD'ye nakliyesini geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Turkon Holding üstlendi. Türk Hava Yolları, resmi ulaşım sponsorumuz olarak bize indirimli biletler sağladı. Türk Loydu Vakfı'nın takımımıza vermiş olduğu destek sayesinde İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi'nde bizim için ayrılan odamızda, teknemizde kullanmış olduğumuz yüksek teknolojik devreleri imal edebileceğimiz ve bunların testlerini yapabileceğimiz bir elektrik motoru deney labortuarı kurduk. Calibre CNC Pervaneleri, Arma Diş, Gümüşel Rulman ve Merve Makina'nın katkılarıyla teknemiz için tasarlamış olduğumuz dümen sistemlerini ve pervaneleri imal etmemiz mümkün oldu. Bunlar dışında hocalarımız Prof. Dr. Ömer Gören, Yard. Doç. Dr. Osman Kaan Erol, Doç. Dr. Ali Can Takinacı, Prof. Dr. Yücel Odabaşı, Doç. Dr. Haydar Livatyalı, Doç. Dr. Vedat Temiz bizlere akademik anlamda çok önemli desteklerde bulundular. Bunun yanında tekrar altını çizmem gerekirse Dr. Ekber Onuk, Barış Gümüşlüoğlu, Dr. Eralp Noyan, Tuğgeneral Ali Akdoğan ve Mekki Kutlu Muavenet projemizde çok önemli profesyonel yardımlar ve yönlendirmelerde bulundular. Sizler aracılığıyla bu isimlere tekrar tekrar teşekkür etmek istiyoruz."